İcra ve İflas Hukuku İşlemleri

İcra ve İflas Hukuku İşlemleri

İcra ve iflas hukuku, para alacaklarının tahsili, borçların ödenmemesi halinde başvurulabilecek yasal yollar ve borçlunun malvarlığının hukuki çerçevede değerlendirilmesi gibi süreçleri konu alan bir hukuk dalıdır. Haliliye ve Şanlıurfa’da alacaklı veya borçlu konumunda bulunan gerçek ve tüzel kişiler, çoğu zaman icra daireleri ve icra mahkemeleri ile karşı karşıya gelmekte; ödeme emri, haciz, satış, iflas ve konkordato gibi kavramlar gündeme gelmektedir. Bu süreçler, belirli şekil şartlarına, süre kurallarına ve teknik ayrıntılara bağlı olarak yürütüldüğünden, icra ve iflas hukuku işlemleri, dikkatle takip edilmesi gereken hukuki işlemler arasında yer alır.

İcra hukuku kapsamında en sık karşılaşılan konulardan biri, para alacaklarının icra takibi yoluyla tahsil edilmesidir. Alacaklı, elinde ilam niteliğinde bir belge (mahkeme kararı, ilam niteliğinde sayılan resmi belgeler vb.) bulunup bulunmamasına göre ilamlı veya ilamsız icra yoluna başvurabilir. Haliliye ve Şanlıurfa icra dairelerinde başlatılan takiplerde, borçluya ödeme emri gönderilir; borçlu, belirli süre içinde borcu ödeyebileceği gibi, itiraz etme imkânına da sahiptir. Ödeme emrine itirazın süresinde ve usule uygun yapılmaması halinde, takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir. Bu nedenle, alacaklı ve borçlu açısından süreler ve usul kuralları, icra hukuku bakımından temel önemdedir.

Kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) dayalı takipler, icra ve iflas hukuku içinde ayrı bir yer tutar. Kambiyo senetleri, belirli şekil şartlarına bağlıdır ve bu senetlere özgü takip yolunda, ödeme emri, itiraz ve şikâyet süreçleri farklı kurallara tabidir. Şanlıurfa ve Haliliye’de kambiyo senetlerine dayalı yapılan icra takiplerinde, borçlunun itiraz hakkı sınırlı sebeplere dayanabilir ve itirazın icra mahkemesinde incelenmesi söz konusu olur. Senedin zorunlu unsurlarının eksik olması, zamanaşımı, imza itirazı gibi konular, kambiyo takibi dosyalarında sıkça gündeme gelen hukuki başlıklardandır.

İcra ve iflas hukuku işlemleri içinde haciz süreci, alacaklının alacağına ulaşabilmesi bakımından kritik bir aşamadır. Takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, banka hesapları ve maaşı gibi malvarlığı unsurları üzerine haciz talep edebilir. Haliliye ve Şanlıurfa icra müdürlüklerinde yapılan haciz işlemlerinde, borçlunun ekonomik ve sosyal durumu, borcun miktarı ve haczedilebilirlik kuralları birlikte değerlendirilir. Bazı mal ve hakların tamamen veya kısmen haczedilememesi (örneğin kanunda belirtilen zorunlu eşyalar, kısmen maaş haczi sınırları gibi) de icra hukukunun önemli ilkeleri arasındadır.

Haciz aşamasından sonra, haczedilen malların paraya çevrilmesi ve elde edilen bedel üzerinden alacaklıya ödeme yapılması için satış sürecine geçilir. Taşınır ve taşınmaz malların satışında, kıymet takdiri yapılması, satış ilanı, artırma şartnamesi ve ihalenin gerçekleştirilmesi gibi aşamalar bulunmaktadır. Şanlıurfa ve Haliliye’de icra daireleri nezdinde yürütülen satış işlemlerinde, ihalenin usulüne uygun yapılması, artırma şartlarının yerine getirilmesi ve ihalenin feshi taleplerinin değerlendirilmesi gibi hususlar icra hukuku bakımından önem taşır. Bu süreçte, gerek alacaklı gerek borçlu gerekse ihaleye katılan üçüncü kişiler açısından hak kayıplarının önlenmesi için, sürelerin ve usuli şartların takip edilmesi gerekir.

İcra ve iflas hukuku yalnızca bireysel takiplerden ibaret değildir; borçlunun mali durumunun tüm alacaklılar bakımından toplu olarak ele alındığı iflas ve konkordato süreçleri de bu alanın kapsamına girer. Özellikle ticari işletmeler ve şirketler bakımından, borçların sürdürülebilir olmaktan çıkması halinde, iflas veya konkordato gündeme gelebilir. Haliliye ve Şanlıurfa’da ticari faaliyette bulunan şirketler açısından, borca batıklık, ödeme güçlüğü, alacaklılarla uzlaşma girişimleri ve yapılandırma seçenekleri, icra ve iflas hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gereken başlıklardandır. Konkordato süreçlerinde, borçlu ile alacaklılar arasındaki ödeme planının mahkeme gözetiminde yeniden düzenlenmesi, belirli şartlar altında mümkündür.

İcra ve iflas hukukunda alacaklı ve borçlu arasında denge kurulması, mevzuatın temel amaçlarından biridir. Alacaklının alacağına kavuşması, borçlunun da yasal sınırlar içinde korunması esastır. Bu çerçevede, borçluya ödeme emrine itiraz etme, takibin iptalini veya durdurulmasını talep etme, haciz işlemlerine karşı şikâyet yoluna başvurma gibi imkânlar tanınmıştır. Haliliye/Şanlıurfa icra mahkemelerinde görülen şikâyet ve itiraz dosyalarında, icra müdürlüklerinin işlemlerinin hukuka uygunluğu denetlenmekte; usule aykırı bulunan işlemler iptal edilebilmektedir. Bu denetim mekanizması, icra sürecinin keyfi uygulamalardan uzak şekilde ilerlemesine hizmet eder.

İcra takibi başlatmayı düşünen alacaklılar yönünden, alacağın dayanağını oluşturan sözleşmeler, faturalar, senetler ve diğer belgelerin sağlam bir dosya halinde hazırlanması önem taşır. Alacağın gerçekliği, miktarı ve muaccel hale gelip gelmediği, takibin seyrini doğrudan etkileyebilir. Şanlıurfa ve Haliliye’de alacaklarını takip etmek isteyen kişiler veya şirketler açısından, hangi takip yoluna başvurulacağı, borçlunun malvarlığına ulaşma imkânları, masraf ve harçların nasıl doğacağı gibi hususlar, icra ve iflas hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gereken teknik konulardır.

Borçlu konumunda bulunan kişiler yönünden ise, kendilerine tebliğ edilen ödeme emri, haciz ihbarnamesi veya icra dairesinden gelen diğer tebligatların göz ardı edilmemesi önemlidir. Tebligatların dikkate alınmaması, itiraz sürelerinin kaçırılmasına, haciz işlemlerinin ilerlemesine ve borcun katlanarak artmasına yol açabilir. Haliliye ve Şanlıurfa’daki uygulamada, ödeme emrine zamanında itiraz edilmemesi veya borcun yapılandırılması yönünde adım atılmaması hâlinde, maaş haczi, banka hesaplarının haczi ve taşınmaz üzerine haciz gibi sonuçlarla karşılaşılabildiği görülmektedir. Bu nedenle, borçlu bakımından da sürecin yakından izlenmesi önem taşır.

İcra ve iflas hukuku işlemleri sırasında, zaman zaman tarafların aralarında sulh, taksitlendirme veya ödeme planı üzerinde uzlaşmaları da mümkündür. Bu tür uzlaşmalar, ya icra dosyası üzerinden ya da ayrıca düzenlenen protokoller vasıtasıyla kayıt altına alınır. Haliliye/Şanlıurfa bölgesinde, özellikle ticari alacaklara ilişkin dosyalarda, tarafların dosyanın daha fazla büyümesini önlemek amacıyla yapılandırma ve taksitlendirme gibi yolları tercih ettiği örneklere rastlanmaktadır. Ancak bu tür anlaşmaların, ileride yeni uyuşmazlıklara yol açmaması için yazılı ve açık hükümler içermesi önemlidir.

Bu internet sitesinde yer alan “İcra ve İflas Hukuku İşlemleri Danışmanlığı” başlıklı metin, Haliliye ve Şanlıurfa’da karşılaşılabilecek icra ve iflas hukuku süreçleri hakkında genel bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Burada aktarılan bilgiler, somut bir icra dosyası veya iflas/konkordato süreci hakkında verilmiş kişisel hukuki görüş veya sonuç taahhüdü niteliği taşımaz. Her alacak ilişkisi, alacağın türü, dayanağı, tarafların sıfatı, borçlunun malvarlığı durumu ve dosyanın gelişim seyri bakımından farklılık gösterir. Bu nedenle, icra ve iflas hukuku kapsamında yürütülen herhangi bir işlem hakkında değerlendirme yapılması, ancak ilgili takip dosyasının, belgelerin ve sürecin ayrıntılı biçimde incelenmesi ile mümkündür. Haliliye/Şanlıurfa bölgesinde icra takibi, haciz, satış, iflas veya konkordato gibi süreçlerle karşılaşan kişilerin, kendi durumlarını netleştirebilmeleri için, ihtiyaç duydukları takdirde avukata başvurmaları önem taşımaktadır.

0536 399 73 63